ELEŞTİRİYLE BÜYÜMEK: TENKİDİ GELİŞİME DÖNÜŞTÜRMEK
Prof. Dr. Zafer Ayvaz
Yaşadığımız çağda, fikirlerin serbestçe dolaştığı bir ortamda düşüncelerimizin eleştirilmesi kaçınılmazdır. Özellikle kamuya açık işlerle uğraşan, topluma hizmet eden kişiler, farklı bakış açılarıyla yüzleşmek zorundadır. Bu durum, çoğu zaman yıpratıcı gibi görünse de aslında gelişim için önemli bir fırsattır.
Eleştiriler karşısında üç temel yaklaşım gözlemlenir:
- Savunmacı Tavır: Eleştiriye kapalı olmak, her türlü yorumdan rahatsızlık duymak, hatayı sürekli başkalarında aramak.
- İstismar Etme: Yapıcı olmayan, kasıtlı ve yıkıcı eleştirilerle karalama çabası içinde olmak.
- Olgunlukla Karşılama: Eleştiriyi bir ayna gibi görmek, eksikleri fark etme fırsatı olarak değerlendirmek.
Kişisel gelişim açısından en sağlıklı yaklaşım üçüncü olandır. Zira tenkit, niyet temizse yol gösterici olabilir; niyet bozuksa bile bize tahammül, sabır ve basiret kazandırabilir.
İyilik Yapan Eleştirilir
Unutmamak gerekir ki hareketsiz insanlar eleştiriden de muaftır. Ancak bir dava, bir hizmet, bir fikir için gayret edenler mutlaka eleştiriyle karşılaşır. Bu da aslında değerli bir iş yaptıklarının göstergesidir. Hakikat ehlinin genel kabul görmemesi, aksine zaman zaman dışlanması, Risale-i Nur’da da sıkça tekrar edilen bir temadır.
Bediüzzaman Said Nursî’nin Lem’alar kitabındaki bir ifadesi şöyledir:
“Ehl-i hakikat, ekseriyetle ehl-i dünyanın nazarında makbul olmaz.”
Zarar Verici Eleştiriye Karşı Ne Yapmalı?
Eleştiri, yapıcı olmaktan uzaklaştığında yıkıcı bir propaganda aracına dönüşebilir. Bu durumda kişinin sergilemesi gereken tavır şudur:
- Önce niyetini ve yolunu sorgulaması,
- Ardından karşı tarafın eleştirisinde doğruluk payı varsa bunu alçakgönüllülükle kabul etmesi,
- Ancak kasıtlı saldırılar karşısında sükûnetini korumasıdır.
Zira her cevap hakikati duyurmaz. Bazen susmak, onurlu bir duruşun en etkili ifadesidir.
İç Gelişimde Eleştirinin Yeri
Kâmil insan, en büyük eleştirmeni kendisi olan insandır. Kendini sorgulayan, iç dünyasında hakem olan biri, dışarıdan gelen sözleri daha sağlıklı karşılar. Dış seslere kulak vermeden önce iç sese odaklanmak gerekir. Çünkü en güçlü arınma, öz eleştiriden doğar.
Sonuç Olarak:
Eleştiri, doğru kullanıldığında bir aynadır. O aynada eksiklerimizi görmek bizi küçültmez; aksine daha sahici, daha insani ve daha kâmil kılar. Eleştiriye açık olan büyür; kapanan ise yerinde sayar.

















