ALGERNON’A ÇİÇEKLER KİTAP İNCELEMESİ
METİN ÖZDEMİR
“Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez.”
“Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zekâ, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar”
Ben Charlie. Hayatım boyunca düşük bir IQ ile yaşadım. Sevgisizliğin tüm çeşidini yaşadım. Evde ailem, okulda öğretmenlerim, çevremde arkadaşlarım ve komşularım beni dışladılar. Anne hasretini en çok ben çektim. Sırf hayatım biraz düzene girsin diye bir deney faresi Algernon ile kendimi mücadeleye girmiş oldum ister istemez. Sırf zekâmı yükseltip mutlu günlerimi artırmak istediler doktorlar bilimsel kariyer uğruna, hayatımın geri kalanında. Kendimi deneylerde kobay olarak buldum. Gün gün gelişimim kaydedildi. Sonunda zeki olmayı, yüksek bir IQ’yu kazanan ilk kişi oldum. Annem herkes gibi olmadığım için benden utandı. Kız kardeşim başlarda benimle daha çok ilgilenildiği için kıskandı. Dahi olup aileme döndüm. Anneme kavuştum ama eski problemlerim yine devam etti. Sevgisizlikte zeki de olsam aptal da olsam çevrem yine aynıydı. İnsanlar her türlü acımasızdı. Bir deney faresi gibi bir hayat yaşadım. Fare gibi öleceğimi biliyordum. Hiçbir zaman kendimi bir yere ait hissedemedim. Yalnız yaşadım yalnız öldüm. Yalnız değil tek başınaydım. Sadece sevmek ve sevilmek istedim. Ben bunu başaramadım. Doktorların elinde oyuncak oldum sözde bilimsel bir başarı uğruna.
Size son sözüm “Kırmayın insanları, yara olmayın kimseye. Sevin birbirinizi, karşılıksız sevin… Çevrenizde yaşayan insanların kimbilir ne acıları var. Bilemezsiniz…
Bir de siz acı vermeyin… Hayat birlikte olunca güzel birlikte olunca güçlü yaşanıyor.
Algernon’a Çiçekler vermeyi unutmayın, bana da… Beni unutmayın !
Ben bu labirentte koşmaktan yoruldum.
İnsanları olduğu gibi kabul edin!
Ben Charlie
Bazı kitaplar vardır; okurken sadece bir hikâyeye tanıklık etmez, aynı zamanda kendi insanlığımızla da yüzleşiriz. Daniel Keyes’in Algernon’a Çiçekler adlı romanı da tam olarak böyle bir eser. İlk bakışta bilimkurgu öğeleri taşıyan bir hikâye gibi görünse de aslında insanın zekâ, sevgi, yalnızlık ve kabul görme arayışını anlatan son derece dokunaklı bir yaşam öyküsüdür.
Romanın başkahramanı Charlie Gordon, zihinsel engeli nedeniyle toplum tarafından küçümsenen, ancak öğrenmeye ve gelişmeye büyük bir istek duyan genç bir adamdır. Bilim insanlarının yürüttüğü deneysel bir operasyon sonucunda Charlie’nin zekâ seviyesi olağanüstü bir şekilde yükselir. Aynı operasyon daha önce Algernon adlı bir fare üzerinde uygulanmıştır ve başarılı sonuçlar vermiştir. Charlie kısa sürede çevresindeki herkesten daha zeki hâle gelir. Ancak bu yükseliş, beraberinde beklenmedik soruları da getirir.
Kitabın en etkileyici yönlerinden biri, zekânın insanı gerçekten mutlu edip etmediğini sorgulamasıdır. Charlie başlangıçta daha akıllı olmanın tüm sorunlarını çözeceğine inanır. Oysa zekâsı arttıkça insanların ona geçmişte nasıl davrandığını fark etmeye başlar. Dost sandığı kişilerin aslında onunla alay ettiğini, çevresindeki birçok ilişkinin samimiyetten uzak olduğunu görür. Böylece bilgi arttıkça acının da artabileceğini anlarız.
Daniel Keyes, roman boyunca okuyucuya önemli bir soru yöneltir: İnsanları değerli kılan şey yalnızca zekâ mıdır? Günümüzde başarı çoğu zaman akademik derecelerle, sınav sonuçlarıyla ve kariyer basamaklarıyla ölçülüyor. Ancak Charlie’nin hikâyesi bize insan olmanın bundan çok daha fazlası olduğunu hatırlatıyor. Empati, sevgi, anlayış ve saygı; insanı insan yapan temel değerlerdir. Zekâ, bu değerlerin yerini tutamaz.
Romanın bir diğer güçlü yanı ise anlatım biçimidir. Hikâye Charlie’nin tuttuğu ilerleme raporları üzerinden aktarılır. İlk sayfalardaki yazım hataları ve basit ifadeler, Charlie’nin zihinsel durumunu doğrudan hissettirir. Zekâsı geliştikçe dili de değişir, cümleleri karmaşıklaşır. Bu dönüşüm okuyucuya yalnızca anlatılmaz; adeta yaşatılır. Bu nedenle kitap, edebiyatın anlatım gücüne dair etkileyici bir örnek olarak da değerlendirilebilir.
Algernon’a Çiçekler, yalnızca bir bireyin değişim hikâyesi değildir. Aynı zamanda farklı olan insanlara karşı tutumumuzu sorgulatan güçlü bir toplumsal eleştiridir. Günlük yaşamda çoğu zaman insanların eksik gördüğümüz yönlerine odaklanır, onları anlamaya çalışmak yerine yargılarız. Charlie’nin yaşadıkları ise her insanın saygıyı ve sevgiyi hak ettiğini hatırlatır.
Kitabı bitirdiğinizde aklınızda kalan şey ne deney ne de bilimsel gelişmelerdir. Geride kalan, insan kalbine dokunan derin bir hüzün ve güçlü bir farkındalıktır. Çünkü Charlie Gordon’un hikâyesi aslında hepimizin hikâyesidir: Anlaşılmak, sevilmek ve değer görmek isteyen insanın hikâyesi.
Bu nedenle Algernon’a Çiçekler, yalnızca okunacak bir roman değil; üzerinde düşünülmesi gereken bir yaşam dersidir.
Keyifli okumalar…




















